Kelime Haznesi -3
Kelime Haznemi Geliştiriyorum -3
1. mütâreke (arapça) – ateşkes, bırakışma. Mondros mütârekesi, Mudanya mütârekesi. Mütârekeler genellikle barış antlaşmalarının öncüleridir.
2. izâle (arapça) – giderme, yok etme. Terörün sadece izale edilmesini değil, kökünden kazınmasını istiyoruz.
3. berceste (arapça) – seçme, seçkin, çok güzel. Daha çok edebî bir terimdir ve özellikle şiir mısraları için kullanılır: “Eğer maksûd eserse, mısra-ı berceste kâfîdir.
4. beyhûde (farsça) – boşuna (aslı bîhûde’dir). Türkiye’ye göz dikenlerin ve kötü niyetler besleyenlerin bütün çabaları beyhûdedir.
5. kabil (arapça) – tür, cins. “Benim hiçbir zaman bu kabil heveslerim ve tutkularım olmamıştır.” Kâbil (mümkün) ile karıştırılmamalıdır.
6. anakronik, anakronizm (aslı yunanca olup – ana = karşı ve khronos = zaman - dilimize fransızcadan girmiştir: “anachronisme”) – tarihe aykırılık, kronolojik hatâ. Örneğin, tarihî bir piyeste Napolyon’u sahneye kol saatiyle çıkarmak anakronizm örneğidir. Çünkü kol saati ancak 20. yüzyılın başında icat edilmiştir.
7. sukût (arapça) – düşme, düşüş (sukût-u hayale uğramak = düş düşüsüne [kırıklığına] uğramak). Osmanlıcada “inkisâr-ı hayal” yani “hayal kırıklığı” daha çok kullanılmıştır. Sukût yerine sükût (sessizlik) demek vahim fakat yaygın bir hâtadır.
8. teberru (arapça) – bağış, bağışlama, hediye, iane (bir vakfa, bir kuruma teberruda bulunmak).
9. mesire (arapça) – gezinti yeri (“Cuma, Pazar günü, tek atlı bir spor araba / Elinde dizginler / Mesîrelerde gezer” – Orhan Seyfi Orhon, “Şiirler”).
10. nekre (arapça) – güldürücü fıkralar anlatan, hoşsohbet, nüktedan.
11. fragman (fransızca, ingilizc “fragment”) – sinemada veya televizyonda, ileri bir tarih veya saatte vizyona girecek bir programdan reklam amacıyla gösterilen parçalar. Asıl anlamı “parça”dır.
12. beynelmilel (arapça) – uluslararası, enternasyonal.
13. meccânen (arapça) – bedâvâ, parasız, ücretsiz.
14. imitasyon (fransızc “imitation”) – taklit, sahte (imitasyon inciler, imitasyon bir Picasso).
15. fezâ (arapça) – uzay (“Ne zillettir ki nâkûs inlesin beyninde Osman’ın / Ezan sussun, fezâlardan silinsin yâdı Mevlâ’nın” – Mehmet Âkif Ersoy, “Bülbül”).
16. teyemmüm (arapça) – su bulunmayan veya kullanılması sağlığa zararlı olan yerlerde temiz toprak, kum, tuğla vs. gibi şeylerle abdest almak.
17. ıslah (arapça) – iyileştirme, düzeltme. (“Âbidin ibâdeti nefsini, âdilin adâleti âlemi ıslah eder” – Feridun Fâzıl Tülbentçi, “Atasözleri”).
18. girdab veya girdap (farsça) – anafor (“Devr-i meclis bana girdâb-ı belâdır sensiz” – Yahya Kemal Beyatlı,“Eski şiirin rüzgârıyle”).
19. müneccim (arapça) – yıldız falına bakan, astrolog.
20. eyyam (arapça) – günler, zaman, devir, hengâm (“Sakın ey nûr-u dîdem geçmesin beyhûde eyyâmın / Çalış hâlin müsâitken, bilinmez çünkü encâmın” – Mehmet Âkif Ersoy).
Etiketler: arapça sözlük, kelime hazinesi, osmanlıca sözlük