Blogdizel.Com » Blog Arşivi » Kelime Haznesi

Kelime Haznesi

1. kerem (arapça) - cömertlik, lütuf, ihsan. “Doyulmaz hân-ı ihsana, kanâat gelmez inşâna /Kerem gördükçe ey Bakî gedalardan reca anar” (İhsan sofrasına doyulmaz, insan yetinmesini bilmez; ey Bakî lütuf gördükçe dilencilerin ricası artar).
2. metin (arapça) —dayanaklı, metanetli.
3. ziynet (arapça) —süs.
4. beka. (arapça) —kalıcılık, bâkîlik.

5. müddeî-i umumî (arapça) —savcı. Bu kadar çetrefil bir kelime olur mu ve bunu bellemekte ne yarar olabilir diyeceksiniz ama, unutmayın ki bu memuriyet unvanı çok uzun yıllardan beri Cumhuriyet öncesi ve sonrası Türkiye’sinde savcı yerine kullanılmıştır. Değiştirilmesi çok isabetli olmuştur. Ne var ki, “yargıç” için aynı şeyi söyleyemeyeceğim: “hâkim” gibi güzel, ahenkli ve anlamlı bir kelime dururken ne idüğü belirsiz “yargıç”ı kullanmayı bir türlü benimseyemedim.
6. jale (farsça) - kırağı, çiğ.
7. lejand (Jransızca)- bir resmin, bir fotoğrafın ve özellikle bir karikatürün altındaki yazı. Fransızca ve İngilizcede (legend) masal, hikaye, efsane anlamını da ifade eder.
8. nâm-ı müstear (arapça) - takma ad, lâkap, mahlas (Daha çok şairler kullanır: “Ey Nedim ey bülbül-ü şeyda niçün hâmûşsun / Sende evvel çok nevalar, güftügûlar var idi”).
9. ferman (farsça) — emir, padişah buyruğu (Tanzimat Fermanı, Islahat Fermanı).
10. şifa (arapça)- hastalıktan kurtulma, esenlik.
11. müteaddit veya müteaddid (arapça) — çok, sayısız (”müteaddit odaları olan büyük bir evde oturuyorlardı”).
12. âfâk (arapça) - ufuklar (”Garbın afakını sarmışsa çelik zırhlı duvar/ Benim îman dolu göğsüm gibi serhaddim var”- Mehmet Akif, İstiklâl Marşı).
13. zulmet (arapça)- karanlık
14. mütehassıs (arapça) - uzman “Mütehassis” (duygulanmış) ile karıştırılmamalıdır; “sizinle tanışmaktan çok mütehassis oldum”).
15. müstemleke (arapça) - sömürge, koloni.
16. sîraze (farsça)- bir kitabın cilde bağlandığı yerin iki ucuna konulan ve sayfalan düzgün tutmaya yarayan ince örülmüş şerit ve pehlivan kispetinin paçası.
17. sima (farsça) — çehre, yüz.
18. paradoks (eski Yunanca asıllı İngilizce, Fransızca, vs.) — genel kanıya aykırı düşünce; antinomi; iki fikir, iki ilke arasındaki çelişki (bütün hayvanlar eşittir ama bazı hayvanlar daha eşittir, beyaz karanlık, gürültülü sessizlik ifadeleri birer paradokstur).
19. imtiyaz (arapça)- ayrıcalık.
20. ferda (farsça) — yarın, gelecek, istikbal ( ‘Ferda sana velîadır ey genç unutma ki / Senden de bir hesâb arar âtî-i müşteki” - Tevfik Fikret).

Etiketler: , ,



Yorum Yapın