Kelime Haznesi -2
1. vesvese (arapça) – kuruntu, vehim. Çoğulu vesâyis’tir: “Hâlâ bu vesâyis, bu desâyis, bu habâyis / Hâlâ bu benimdir bu senin kısmeti câri” - Tevfik Fikret.
2. muhkem (arapça) – sağlam
3. kerhen (arapça) – zorla, istemeyerek. Son seçimlerde birçok seçmenler ehven-i şer saydıkları partiye kerhen oy verdiler.
4. vâveylâ (arapça) – çığlık, feryat. “Koptu evden acı bir vâveylâ / Odalar inledi: Leylâ, Leylâ!” - Yahya Kemal, “Nazar”.
5. füru (arapça) – bir kimsenin sulbünden gelenler: çocukları, torunları, ilh. Hukukî ve kanunî bir ıstılah olarak bugün de kullanılır. Usul (asıllar) da atalar anlamında kullanılır: Usul ve füru, bir kimsenin çocukları ve torunları, vs. ile ana-babası ve onların ataları, vs. demektir.
6. mürûr (arapça) – geçme, gelip geçme. Mürûr-u zaman = Zamanaşımı.
7. kasem (arapça) – yemin, and içme.
8. serenat veya serenad (fransızc “sérénade”) – gece pencere altında genellikle sevilen bir kimse için verilen şarkılı konser veya çalınan müzik
9. sekte (arapça) – durma. Sekte-i kalp (kalp durması) klasik ölüm sebeplerinden biridir.
10. sürûr (arapça) – sevinç, memnuniyet.
11. müstenkif (arapça) – çekimser (Oylamada müstenkif kalmak veya istinkâf etmek).
12. zeamet (arapça) – Osmanlı İmparatorluğu zamanında, yıllık geliri 000-100.000 akçe olan ve askerî görevler karşılığı olarak verilen dirlik veya tımar.
13. rûşen (farsça) – parlak. Erkek ismi.
14. teyakkuz (arapça) – uyanıklık, gözü açık olma (“İkaz”, “müteyakkız” ile aynı köktendir). Çalınan alarm hepimizi teyakkuza geçirdi.
15. şecaat (arapça) – cesaret, yiğitlik, mertlik. “Şecaat arz ederken merd-i kıptî sirkatin söyler” (Çingene erkeği cesaretiyle övünürken hırsızlıklarını anlatır).
16. nötr (fransızc “neutre”) – tarafsız, bîtaraf. İsviçre nötr bir devlettir. Fizikte, kimyada ve gramerde de kullanılır.
Etiketler: Arapça kelimeler, Kelime Haznesi, Osmanlıca kelimeler